Tiyatro Kare’nin sahneye taşıdığı yeni yapımı “Konken Partisi”, izleyicileri yaşamın son evrelerine dair sarsıcı ve bir o kadar da düşündürücü bir soruyla yüzleştiriyor: Ömür nihayete ererken insandan geriye ne kalır?
Yıllara meydan okuyan bu derin metni modern bir yorumla izleyiciyle buluşturan Sanat Yönetmeni Nedim Saban ve tüm Tiyatro Kare ekibi, insan yalnızlığının yapay zeka çağında bir trajediye dönüştüğü bu dönemde büyük bir takdiri hak ediyor. Oyunun gala akşamında sanat dünyasının önde gelen isimleri salonu doldururken, gösterim sonunda yükselen alkışlar başarının en somut kanıtı oldu.
Konken Partisi Oyunu Ne Zaman ve Nerede Doğdu?
Orijinal ismi “The Gin Game” olan eser, ilk kez 1977 yılında Broadway’de seyirciyle buluştu. 1970’li yılların ekonomik durgunluk içindeki Amerika’sını yansıtan oyun; emeklilik sisteminin yarattığı sosyal kaygıları, yaşlanan nüfusun dramını, aile bağlarındaki kopuşları ve huzurevi gerçeğini mercek altına alıyordu. D. L. Coburn tarafından kaleme alınan metin, 1978 senesinde Hume Cronyn ve Jessica Tandy’nin performansı eşliğinde drama dalında prestijli Pulitzer ödülünü kazandı.
Eserin Konusu ve Teması Nedir?
Oyun, sert kapitalizmin ve sadece gençliğe odaklanan çekirdek aile yapısının geleneksel toplumu nasıl parçaladığını sorguluyor. Bir huzurevinde bir araya gelen iki yaşlı insan, Fonsia ve Weller, bitmek bilmeyen bir konken oyununun içinde bulurlar kendilerini. Başlarda masum bir vakit geçirme aracı gibi görünen bu oyun, zamanla karakterlerin birbirlerine kartlarını ve ardından hayatlarını açtıkları bir hesaplaşmaya dönüşür. Konken masası artık bir oyun alanı değil, bir düellonun meydanıdır.
Oyuncular Kimler ve Karakterler Nasıl Yorumlanıyor?
Türkiye’de daha önce Devlet Tiyatroları ve Kenter Tiyatrosu repertuarlarında yer alan bu eserde, bugün iki dev isim sahnede devleşiyor: Melek Baykal ve Mehmet Atay. Melek Baykal’ın etkileyici mimikleri ve Mehmet Atay’ın anlam yüklü suskunlukları, izleyiciye duygusal bir rehberlik sunuyor. Yönetmen Nedim Saban, trajedi ile komedinin iç içe geçtiği metinde komedi dozunu biraz daha yukarı çekmeyi tercih etmiş. Ancak diyalogların derinliğine inildiğinde, yaşlılığın romantik bir dönem değil, insanın en acıklı evresi olduğu gerçeği hissediliyor.
Oyunun Dramatik Yapısı Nasıl Şekilleniyor?
İzleyiciye küçük bir not: Kartların nasıl dağıtıldığına ve oynandığına dikkat edin. Kimin saldırıya geçtiği, kimin savunmada kaldığı her bir hamlede saklı. Geçmişteki travmalar iskambil kağıtlarının arasına dağılırken, Fonsia ve Weller geçmişlerini bazen güldüren bazen de hüzünlendiren cümlelerle anlatıyorlar. Kazandıkları her el, hafızalarında gizli kalan bir anıyı tetikliyor. İki kahraman da tamamen masum değil; ikisi de yalnız ve diyalogların sıradanlığı altında devasa bir alt metin çağlıyor.
Neden İzlenmeli?
“Konken Partisi” sadece bir tiyatro oyunu değil, bir yaranın açılması gibi. Söylenenlerin pişmanlığı ile söylenmeyenlerin öfkesi sahnede çarpışıyor. Weller’in öfkesi hayata karşı son direnişi, Fonsia’nın nezaketi ise adeta sessiz bir çığlık. Oyunun sonunda yönetmen izleyiciyi bir umut ışığıyla uğurluyor. Havaya savrulan o iskambil destesi şu mesajı fısıldıyor: “Hayat belki de yalnız kazanmak için değil, birilerine kaybetmeyi göze alabilmek için vardır.”
Melek Baykal ve Mehmet Atay’ın bu ustalık dolu şovunu kaçırmamak için acele edin, zira bu performans için bilet bulmak pek kolay olmayabilir.
