
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Devlet Duması’nda yaptığı açıklamada, “ABD’li meslektaşlarımızla temaslarımızda, karşılıklı saygı içinde birlikte çalışılması ve ABD’den uzak, ABD güvenliğini etkilemeyen dünya bölgelerine müdahale edilmemesi gerektiği görüşünü savunmaya devam ediyoruz” dedi.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Devlet Duması’nda konuşma yaptı. Geçtiğimiz hafta sona eren Stratejik Silahları Azaltma Anlaşması’na (New START) değinen Lavrov, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nda yer alan temel sayısal sınırlamalara tarafların gönüllü olarak uymaya devam etmesi yönündeki girişimi ABD tarafından resmi bir yanıt almamıştır. Başkan tarafından ilan edilen bu moratoryumun yürürlükte kalacağını varsayıyoruz, ancak yalnızca ABD de söz konusu sınırları aşmadığı sürece” dedi. Lavrov, ABD askeri politikasına ve genel stratejik durum değerlendirmesine göre sorumlu ve dengeli hareket edeceklerini vurguladı.
Rus bakan, “New START Anlaşması’nın süresinin dolduğunu ve temel nitel göstergelere ilişkin sınırların aşılmamasına yönelik moratoryumumuzun yürürlükte olduğunu daha önce söylemiştim. ABD’nin bu sınırları aşmak için acele etmediğine inanmak için tüm gerekçelere sahibiz ve bu sınırlar bir süre daha korunacaktır. Durumu dikkatle izleyeceğiz” açıklamasını yaptı.
“Koreli dostlarımıza bir kez daha derin şükranlarımızı ifade etmek istiyorum”
ABD’nin yapıcı bir yaklaşım sergilemesi halinde stratejik istikrar konusunda yeni bir anlaşmanın mümkün olabileceğinin altını çizen Sergey Lavrov, “ABD’li meslektaşlarımız bu alanda etkileşimi sürdürme taahhütlerini teyit ederlerse, yeni bir anlaşma üzerinde aktif şekilde çalışacağız ve stratejik istikrara ilişkin önceki karar ve anlaşmaların kapsamı dışında kalmış meseleleri ele alacağız. Elbette müttefiklerimizin güvenliğine ilişkin tüm yükümlülüklerimize, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü ve Kuzey Kore dahil, uymaya devam edeceğiz. Şimdilik, bu belgelerin genel ilkelerini hayata geçirmek için hangi somut adımların gerekli olduğunu belirlememiz gerekiyor” dedi.
Rusya’nın Kurs Bölgesi’nin Ukraynalı güçlerden kurtarılmasına sağladığı destek için Kuzey Kore’ye teşekkür eden Sergey Lavrov, “Bu kürsüden, Kursk Bölgesi’nin Ukraynalı militanlardan kurtarılmasında müttefikçe yardımları için Koreli dostlarımıza bir kez daha derin şükranlarımızı ifade etmek istiyorum” dedi. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, yürürlüğe giren Kuzey Kore ile Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması’nın Avrasya güvenlik mimarisinin oluşturulmasına önemli katkı sağladığını belirtti.
“Diplomasimiz bizimle etkileşime girmeye hazır olan herkesle ortaklığı bilinçli şekilde teşvik etmektedir”
Rusya’nın kimseyi tehdit etmediğine vurgu yapan Sergey Lavrov, “Devlet Başkanı tarafından onaylanan ulusal dış politika çizgisi, ulusal çıkarların kararlılıkla korunmasını ve ülkenin istikrarlı gelişimini sağlamak için elverişli dış şartların oluşturulmasını öngörmektedir. Vladimir Putin’in ifadesiyle, güçlünün hakkıyla iradesini dayatmayı, hayat dersi ve emir vermeyi uygun görenlerin aksine biz kimseyi tehdit etmiyoruz. Görüşlerimizi kimseye dayatmıyoruz. Aksine, diplomasimiz aynı ilkeler temelinde bizimle etkileşime girmeye hazır olan herkesle dürüst, eşit ve karşılıklı faydaya dayalı bir ortaklığı bilinçli şekilde teşvik etmektedir” diye konuştu.
Rusya’nın yakın komşuları olan Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ve Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) üyesi ülkelerle ilişkilerini geliştirmeye devam edeceğini kaydeden Rus Bakan, “Yakın komşularımız olan BDT ve KGAÖ ülkeleriyle stratejik ortaklıklar ve ittifaklar ulusal güvenliğin güçlendirilmesine ve bölgesel istikrarın korunmasına katkıda bulunmaktadır. Bu ilişkileri geliştirmek için çalışacağız” ifadelerini kullandı. Lavrov, Rusya’nın bu yıl KGAÖ dönem başkanlığının buna iyi bir fırsat sunduğunu belirtti.
Ukrayna krizi
Rusya ve ABD liderleri Vladimir Putin ile Donald Trump arasında Alaska’da yapılan görüşmeye ilişkin konuşan Sergey Lavrov, “Ukrayna’da kolektif Batı tarafından provoke edilen krizin kalıcı bir çözümünün, temel nedenleri ortadan kaldırılmadan mümkün olmadığını sürekli vurguluyoruz. Bildiğiniz gibi bu yaklaşım Trump yönetimi tarafından da kabul edilmiştir. Bu temel üzerinde, geçen Ağustos ayında Alaska’da yapılan görüşmede, Ukrayna krizine sürdürülebilir ve uzun vadeli bir çözümün nasıl sağlanacağı konusunda bir mutabakata varıldı. Bu mutabakat hala masadadır” ifadelerini kullandı. Lavrov ayrıca Moskova’nın “özel askeri operasyonun tüm hedef ve görevlerine ulaşmak için siyasi ve diplomatik çabalarını sürdüreceğini” vurguladı.
Ukrayna meselesinde arabuluculuğu için Birleşik Arap Emirlikleri’ne de teşekkür eden Lavrov, “Müzakerecilerimiz, Rusya’nın batı sınırlarındaki güvenliğinin ve Rus ile Rusça konuşan insanların haklarının güvence altına alınması ve Kiev’deki mevcut rejim ile dış destekçilerinin oluşturduğu tehdidin ortadan kaldırılması için çalışmaya devam etmektedir” şeklinde konuştu.
“ABD, Danimarka ve Grönland bunu kendi aralarında çözmelidir”
ABD’nin ilhak etmek istediği Grönland’a ilişkin açıklama yapan Lavrov, “Grönland’ın askerileştirilmesi ve orada Rusya’ya yönelik askeri kabiliyetlerin oluşturulması durumunda, askeri-teknik dahil uygun karşı önlemler alacağız” dedi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Grönland meselesinin doğrudan Moskova’yı ilgilendirmediği” yönündeki görüşünü de hatırlatarak, “ABD, Danimarka ve Grönland bunu kendi aralarında çözmelidir; elbette ada halkının görüşü dikkate alınmalıdır. Arktik’in barış ve iş birliği bölgesi olarak kalması gerektiği yönündeki ilkesel tutumumuz devam etmektedir” diye konuştu.
“Fransa, hoşlanmadığı milliyetçi hükümetleri devirmeye çalışmaktadır”
Fransa’nın teröristleri beslediğini savunan Sergey Lavrov, “Eski bir sömürge gücü olan Fransa, Sahel bölgesinde ve Afrika’nın diğer bölgelerinde hoşlanmadığı milliyetçi hükümetleri devirmeye çalışmaktadır. Bu ülkeler eski metropollerinin peşinden gitmeyi çoktan reddetmiştir; ancak Paris vazgeçmemekte ve yalnızca muhalefet güçlerini değil, açıkça terörist grupları ve bildiğiniz üzere Ukraynalı oluşumlardan militanları da kullanmaktadır” ifadelerini kullandı. Fransız elitlerinin “böl ve yönet” ilkesini sürdürdüğünü belirten Lavrov, bunun Afrika halklarına milyonlarca cana mal olduğunu söyledi.
NATO’nun Sovyet sonrası alanda nüfuzunu genişletme planlarının endişe verici olduğunu aktaran Lavrov, “NATO, üye ülkelerinin topraklarına yönelik tehditleri gerekçe göstererek tüm Avrasya kıtasında etki araçları oluşturma niyetini açıkça beyan etmiştir. İttifak artık bu tehditlerin Tayvan Boğazı, Güney Çin Denizi ve Güneydoğu Asya’dan kaynaklandığını iddia etmektedir” şeklinde konuştu.
“ABD güvenliğini etkilemeyen bölgelere müdahale edilmemesi gerektiği görüşünü savunmaya devam ediyoruz”
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in açıkça Batı’nın tutumlarını açıkça benimsediğini belirten Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Batı çizgisini açıkça izleyerek BM’ye hem itibar hem de pratik açıdan zarar vermektedir. Görev süresi bu yılın sonunda sona eriyor ve bu durum gelecekteki adaylar değerlendirilirken dikkate alınacaktır” dedi.
Rus bakan, BM Şartı’nın 97. Maddesini vurgulayarak, BM yetkililerinin kurul adına taraflı siyasi açıklamalarda bulunmaması gerektiğini belirtti. Lavrov, “Guterres’in bunu yapması açıkça yasaktır” diye konuştu.
ABD’li yetkililerle temaslarında Rusya’nın, Washington’a kendilerine uzak ve güvenliklerini etkilemeyen bölgelere müdahale etmemesi çağrısında bulunduğunu söyleyen Lavrov, “ABD’li meslektaşlarımızla temaslarımızda, karşılıklı saygı içinde birlikte çalışılması ve ABD’den uzak, ABD güvenliğini etkilemeyen dünya bölgelerine müdahale edilmemesi gerektiği görüşünü savunmaya devam ediyoruz. Örneğin Orta Doğu’da çıkarlarını aktif biçimde teşvik etmeye çalışıyorlar. İran etrafındaki duruma bakabilirsiniz. Asya-Pasifik bölgesi, Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi de ABD çıkarlarının kilit alanları ilan edildi. Bu, temelde küresel hakimiyet arayışıdır” ifadelerini kullandı.
Lavrov, güvenlik konularının Moskova ile Washington arasında stratejik diyalog ihtiyacını ortaya koyduğunu söyleyerek, “Trump yönetimiyle henüz stratejik diyaloğa girmiş değiliz. Biz buna hazırız, ancak onlar hala değerlendiriyor. Bununla birlikte, bu tür iletişime her zaman açığız. Bu diyalog çoktan gecikmiştir” şeklinde konuştu.
“Avrupa sinyaller göndermeye çalışıyor”
ABD’nin politika çizgisindeki değişiklik sonrası Avrupa ülkelerinden gelen sinyalleri izlediğini belirten Lavrov, “Batının, özellikle Avrupa’nın bize gönderdiği sinyalleri elbette izliyor ve yorumluyoruz” dedi. Rus bakan, Avrupa ülkelerinin “uyandığını” belirterek, “Avrupa sinyaller göndermeye çalışıyor. Macron bunu kendisi de söyledi. Hatta tanınmış bir Rusya karşıtı olan Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb bile Avrupa’nın ‘bir gün Rusya ile konuşacağını, ancak o zamanın henüz gelmediğini’ ifade etti. Bu nasıl bir açıklama? Bize lütufta mı bulundu? Bu, egosunun bir başka göstergesi ve seçmenlerine güçlü görünme çabasıdır” dedi. Lavrov, Avrupa liderlerinin Putin’i arayabileceklerine dair açıklamalarını da “boş sözler” olarak nitelendirdi.
ABD’nin Ocak ayında Venezuela’ya yönelik operasyonuna, Küba’ya yönelik baskılarına, İran’daki durumu istikrarsızlaştırma girişimlerine ve Grönland krizine değinen Sergey Lavrov, “Bu yılın başındaki dramatik olaylar hepimizin gördüğü ve duyduğu gibi, dünyaya hızlı ve çok derin değişimlerin yaşandığı bir döneme girildiği değerlendirmemizi doğrulamıştır. Bu evre birçok yıl ya da hatta onlarca yıl sürebilir” dedi.
Venezuela ve Küba halklarıyla dayanışma içinde olduklarını belirten Lavrov, “Daha önce de söylediğim gibi bu ülkeler ağır dış baskı altındadır. Dostlarımıza gerekli tüm desteği vermeyi amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.
“ABD’nin Rusya, Çin ve İran’ı Venezuela ile petrol anlaşmaları yapmaktan men etme kararı ayrımcılıktır”
ABD’nin Rusya, Çin ve İran’ı Venezuela ile petrol anlaşmaları yapmaktan men etme kararının doğrudan ayrımcılık olduğunu vurgulayan Sergey Lavrov, “Şimdi ABD, Venezuela petrol endüstrisinin çalışmalarının önündeki engelleri kaldırıyor; ancak finans bakanının doğrudan kararıyla Rusya, Çin ve İran’ın Venezuela’ya petrol üretimi ve satışıyla ilgili herhangi bir operasyona katılması yasaklandı. Bu açık bir ayrımcılıktır; Halbuki Rusya, Çin ve İran’ın Venezuela’nın enerji ve petrol sektöründe yatırımları vardı” ifadelerini kullandı.

