Küresel çelik piyasasında 2026 yılına doğru geri sayım sürerken, Türkiye’nin bu stratejik sektördeki geleceği çok sayıda uluslararası ve yerel faktörün etkisi altında şekilleniyor. ABD’nin gümrük vergilerinde indirime gitme ihtimali sektör için bir umut ışığı yakarken, Avrupa Birliği’nin kota kısıtlamaları ve Çin’in ihracat baskısı gibi unsurlar Türk üreticiler için önemli sınavlar barındırıyor. Bloomberg HT’ye konuk olan sektörün önde gelen isimleri, fırsatların ve tehlikelerin eş zamanlı olarak büyüdüğü bir sürece girildiğinin altını çiziyor.
2026’da Çelik Sektörünü Neler Bekliyor?
Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, sektörün geride bıraktığımız dönemdeki performansını değerlendirerek, üretimin yüzde 2,5, ihracatın ise yüzde 12 oranında artışla yılı kapattığını açıkladı. Ancak iç pazardaki ithalat yoğunluğuna dikkat çeken Yayan, Türkiye’nin yaklaşık 18 milyon ton çelik ithal ettiğini ve bu rakamın toplam tüketimin yüzde 47‘sine ulaştığını vurguladı. Dünya genelindeki ortalamaların üzerinde olan bu tabloya ilişkin, “AB’de ithalat oranı yüzde 20’lere geldiğinde ciddi önlemler alınıyor” uyarısında bulundu.
Sektörün gelecek vizyonunda konut piyasasındaki hareketlilik ve faiz oranlarının düşmesi de belirleyici bir rol oynayacak. Yayan, 2026 yılına dair beklentilerin genel anlamda olumlu olduğunu ifade ederken, enerji ve hammadde fiyatlarındaki belirsizliklerin risk teşkil etmeye devam ettiğini belirtti.
Avrupa ve ABD Kararları Sektörü Nasıl Etkileyecek?
ABD Başkanı Donald Trump’ın çelik ve alüminyum ürünlerine yönelik mevcut yüzde 50‘lik vergi oranlarını aşağı çekme planı, Türk çelik dünyasında heyecanla karşılanıyor. Veysel Yayan, bu yöndeki bir adımın sektör için “olağanüstü bir gelişme” niteliği taşıyacağını dile getirdi. Öte yandan Avrupa cephesinden gelen haberler o kadar iyimser değil. Dünya Çelik Birliği Başkanı Uğur Dalbeler, Avrupa Birliği’nin Temmuz ayında ithalat kotalarını yarıya indirme ve vergi oranlarını yüzde 50‘ye çıkarma ihtimaline karşı uyardı. Dalbeler, bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihracatında yüzde 65‘e varan bir kayıp yaşanabileceğini ifade etti.
Çin’in Küresel Stratejisi Neden Risk Teşkil Ediyor?
Küresel piyasalardaki dengesizliğin temel kaynağı olarak Çin’deki ekonomik daralmayı ve buna bağlı kapasite fazlasını gösteren Uğur Dalbeler, çarpıcı veriler paylaştı. Çin’in toplam üretiminin 1 milyar tondan 960 milyon tona gerilediğini ancak aynı dönemde ihracatının 50 milyon tondan 130 milyon tona fırladığını belirtti. Dalbeler, Çin’de tüketimin üretimden çok daha hızlı azaldığını ve bu durumun Çinli üreticileri dış pazarlara daha fazla yönlendirdiğini söyledi.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği revizyonu görüşmelerinin bu ay sonunda başlaması planlanırken, Dalbeler son yirmi yıllık süreçte Avrupa’nın Türkiye’yi bir iş ortağından ziyade rakip olarak gördüğünü savundu. Ayrıca, son 5 yılda dolar bazında işçilik maliyetlerinin 5 kat artmasının sektörün küresel rekabet gücünü baskıladığı, İran üzerinden geçen transit hurdadan ise Türkiye’nin herhangi bir gelir elde edemediği kaydedildi.

