Facia günü henüz 11 yaşında olan Nuray Dinçer Büyükarman, o dönem İzmit Tekel Başmüdürü olan babası, annesi ve 13 yaşındaki ablasını yolcu ederken, kendisi sağlık sorunları nedeniyle evde kalmıştı. 20 dereceyi bulan bahar havasının dakikalar içinde hortuma dönüşmesiyle vapurun sulara gömüldüğünü belirten Büyükarman, annesinin anlattığı en trajik anı şu sözlerle aktarıyor:
Körfez’in karanlık sularında yankılanan o çığlıkların üzerinden tam 68 yıl geçti. 1 Mart 1958’de gerçekleşen ve 392 canı bizden koparan Üsküdar Vapuru faciası, Türk denizcilik tarihinin en hüzünlü sayfalarından biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. 2026’nın bu hüzünlü yıl dönümünde, faciada babasını ve ablasını kaybeden, annesinin mucizevi kurtuluşuyla teselli bulan Nuray Dinçer Büyükarman, o dehşet gününü ve annesi Ceyhan Hanım’ın hayata tutunuş öyküsünü yeniden anlattı.
İşte bir ailenin parçalanışını ve imkansız bir kurtuluşu anlatan o sarsıcı hikaye:
“Annem suyun üzerinde bir can simidine tutunmuş babam ve ablamı görüyor. Onlara doğru yüzmeye çalışıyor ama su o kadar soğuk ki… Yanlarına vardığında ablamın o güzel yeşil gözlerinin buz gibi donduğunu fark ediyor. Babam ise anneme son kez sesleniyor: ‘Sen gayretlisin, kurtar kendini, yüzmeye devam et…’ Bir dalga geliyor ve onları sonsuza kadar ayırıyor.”
Bir Kapı Parçası ve “Kurtaran” Gemisi
Annesi Ceyhan Dinçer’in kurtuluş hikayesi, tam anlamıyla bir irade savaşına dayanıyor. Vapurun camlarını ayaklarıyla kırarak dışarı çıkmayı başaran anne Dinçer’in hayata tutunma süreci şöyle gelişiyor:
-
Kaptanın Son Uyarısı: Vapur kaptanı, aileyi tanıdığı için Ceyhan Hanım’ın yanına gelerek fısıldıyor: “Ceyhan Hanım hazırlığını yap, dümen koptu.”
-
İmkansız Tesadüf: Kollarında derman kalmadığı anda karşısına vapurdan kopan bir kapı parçası çıkıyor. Üzerine tırmanıp baygınlık geçiren anneyi, Derince açıklarında demirleyen Donanma’ya ait “Kurtaran” gemisindeki bir gözcü fark ediyor.
-
İlk Sözler: Hastanede oksijen çadırında gözlerini açtığında askerlere söylediği ilk şey; “Çok acele edin, kocam ve kızım arkada kaldı” oluyor.
1927 Yapımı Bir “Yüzer Tabut”
Nuray Dinçer Büyükarman, facianın asıl nedeninin sadece fırtına olmadığını, vapurun bakımsızlığına dikkat çekiyor. Vapurun ahşap, eski ve dengesiz olduğunu vurgulayan Büyükarman, “Denize elverişsiz bu aracın Körfez’de işletilmesi büyük bir hataydı. Eğer vapur sağlam olsaydı o fırtınayı atlatabilirdi” diyerek 68 yıllık ihmale dikkat çekiyor.
“Senin İçin Yaşamak İstedim”
Faciadan günler sonra babasının ve ablasının vefatını okul arkadaşlarından öğrenen Nuray Hanım, annesiyle hastanede kavuştuğu o anı asla unutamıyor. Merdivenlerden ağır adımlarla çıkan annesinin kendisine sarılarak fısıldadığı; “Senin için yaşamak istedim” sözü, bugün 68 yıl sonra bile kulaklarında çınlamaya devam ediyor.
Bu hüzünlü yıl dönümünde, Üsküdar Vapuru faciasında hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz.

