Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi‘nde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi‘nde yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü. Zirve kapsamında birçok liderle ikili görüşmeler yapan Erdoğan, hem bölgesel hem de uluslararası meselelerde Türkiye’nin duruşunu ve işbirliği potansiyellerini dile getirdi.
Ankara Zirvesi’nde İkili İlişkiler Masaya Yattı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Temmuz’da Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev‘i kabul etti. Görüşmede Türkiye ile Bulgaristan arasındaki çok boyutlu ilişkilerin ilerlediği vurgulanırken, ticaret, ulaştırma, savunma sanayii ve enerji gibi birçok alanda işbirliğinin geliştirilmesi için çalışmaların sürdüğü ifade edildi. Erdoğan, Bulgaristan’daki Türklerin iki ülke arasındaki bağı kuvvetlendirdiğine dikkat çekerek, bu konuya Bulgaristan’ın da hassasiyetle yaklaşmasının memnuniyet verici olduğunu belirtti.
NATO’nun Geleceği ve Müttefiklik Bağları
Aynı gün NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Ankara Zirvesi‘nde kolektif savunmadan müttefikler arasındaki savunma sanayisi işbirliklerinin artırılmasına kadar birçok hususun ele alınmasının önemine işaret etti. Zirvenin ilk gününde Kanada Başbakanı Mark Carney‘i de kabul eden Erdoğan, yeni dönemde Türkiye ile Kanada ilişkilerini ticaret, güvenlik, savunma sanayisi ve enerji başta olmak üzere birçok alanda geliştirmek için gayretlerin artırılmasının ve işbirliği potansiyellerinin değerlendirilmesinin iki ülkeye de fayda sağlayacağını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin NATO’nun Avrupa sütununun güçlendirilmesini savunduğunu ancak bunun “Transatlantik bağın” yerini alamayacağını belirterek, Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan müttefiklerin AB’nin savunma girişimlerine dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. Aynı gün Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb ile de görüşen Erdoğan, Türkiye ile Finlandiya arasında ticari ilişkilerin ivme kazanmasının memnuniyet verici olduğunu, işbirliğini ilerletmek için çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Bu yoğun diplomasi trafiği, ittifak dayanışmasının güçlendirilmesi ve ortak hedeflere ulaşılması adına kritik öneme sahipti.

